ŞAİR GÜVEN TATLI
EYLÜL GÖZLERİN
Gece şehla gözlerinde şuh Leyla
İçinde yer edinemeyen ben divane Mecnun
Kokun akasyanın kuru dalında
Yükselir semanın helezonlu arşına
Asumanın ateş böcekleri gezgin yıldızlar
Dönülmez akşamın efkarlı ufkunda
Bedenlerinde yeşermiş taze ızdıraplar
Rüzgar deyse silik gölgelerine
Feza dehlizinden bilinmezliğe akacaklar
Bırak telaşlı asabi masiva
Hicranlarıyla yalnızlığa alışsın
Sen eylül rengi gözlerinle gül oyna
Yeni doğacak bengisu hayata
KEYİF KIRINTILARI
İçimde çürüyen zaman değil
Misafir geçinen keyif kırıntıları
Sanal alemin ucube köşesinde
Sendeleyerek yaşam sürdüren
Penceremden semaya uçuşan fani günler
Beyhude beklemelerin mahir hüsranı
Rüzgar kuşlarının aldanmış Kanatlarında
Hayalim puslu keyif bozan
Zemheri arz ularla kalbime baş kaldıran
Kukla kesilmiş ümitlerim yeknesan
Münzeviliği seven günlerim gülümse artık
Kır kabuğunu yüksel çınarın ikbal dalından
CEMRENİN DOĞUŞU
Çanakkale kan mı kokuyor; yoksa rahmet mi?
Kanla yoğrulmuş çiğli rahmet.
Analar, o kutlu güne evlat yetiştirmiş,
Hepsinin adı ve bahtı Kınalı Mehmet.
Ülkenin huzuru için başladı cenk,
Dualar yükseldi arşa, gözyaşı kıyamet.
Gökyüzünün tenhalığını bozdu barut kokusu,
Sabır, bekleyenlerin ikbal muştusu.
Mermiler gökte yıldız, yağmur damlası,
Yerde şehidin göğsünde ebed madalyası.
Semada şehitler, üveyik olmuş toplanırlar,
Kâbe’yi tavaf etmeye, sevdalı uçarlar.
Denizlerde asabiyet hüküm sürmüş,
Üzerinde düşman gemileri barınıyor diye.
Dalgalar yaralı yunus misali kıvranıyor,
Düşman gemileri kıyıya vardı (yanaştı)diye.
Toprak biçare hep geriye çekilir,
Düşman botu bedenine değmesin diye.
Cemre ışık oldu yükseldi havaya,
Suda çözüldü sarıldı toprağa,
Sığmadı masivaya Kınalı Mehmet’e siper oldu,
Zaferi müjdeledi o kutlu baharda.
Güven TATLI (İZMİR)