ateş portreleri

TEBBET SÜRESİ

Ateş tutan o eller, bir gün neden kurudu,
Güller yerine o eller, her gün ateş olurdu.

Gül Nebi hâlesindeydi, direndi güller değildi derdi,
Gül bahçesindeydi, gül yerine hep dikenleri derdi.

Derdi Gül’e: “Ellerin kurusun!”, ne inat biriydi,
“Tebbet!” der okursun, kuruyan kendi elleriydi.

Şeytanla İnsan, toprakla ateş ne kadar anlaşır,
Ateşleşir de insan, ancak bu kadar şeytanlaşır

Fayda vermedi malı mülkü, her şeyi kül olmuş gitmişti,
Orda, ateşe girecekti, çünkü burda ateş, içine girmişti.

“Zâte Leheb!” dedi Kelam, yaslanacak dedi ateşe iki eş,
Zaten ateşti onlar, öyle yaşadılar ki solukları ateşe eş.

Hangi aile sevgi bilmez, nefretle kucaklaşır,
Şefkat tütmez bir yuva, düşmanlıkla ocaklaşır.

Ebu Leheb’le eşleşmiş, ateşten bir eş,
Kor ocakta birleşmiş, ateşle ateş.

Yanı başlarındaydı cennet, yitirmişler inatla o şansı,
Ruhta cinnet, kin ve nefret; alev topunda ateş dansı.

Hangi kadın ateşle yatar, koynunda yorgan yakar,
İnciden gerdanlık yerine, boynuna hep urgan takar.

Nerde zarafet, hani asalet, öldü mü evlat taşıyan analık,
İşi gücü bırakıp, yakışır mı kadına hiç ateşe hamallık.

Saçlar yerine urganlar örmüş, kadın merhametten kesilmiş,
Ruhunda cehennem görmüş, tepeden tırnağa ateş kesilmiş.

Kinle ömürleşmiş, fırın olmuş dolmuş nârdan; köz üstüne köz
Benlik kömürleşmiş, kalmamış ruhta, nurdan hiç bir iz ve öz

Ateş kimliği benimsenmiş, sadece ateşle yazılmış, ömürlük sicil,
Cehennemlik demiş, kabullerini onaylamış sadece, ilahî tescil.

drmavi

Cevap bırak

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.